KAPALI ÇARŞI’DA ÇOCUKLARIN SELAM DURAĞI: HÜSEYİN YOZKATLI

 

Kapalı Çarşı, her dönemde çocukların heyecanla gezdiği kültürel miraslarımızdandır. Yüzyıllardır şehrin kalbinin attığı, ticaretinin döndüğü, şehri gezmek üzere gelenlerin şehir hakkında fikir edindiği sergi alanıdır. Kahramanmaraş’ın el sanatlarının alıcısına sunulduğu, mutfak kültürün yansıtıldığı, her mevsim kullanılan bir pazar yeridir. Kapalı Çarşı’nın, şehri temsil eden değerlerin akıllarda yer edindiği gösterişli bir sunum mekânı olması kaçınılmazdır. Zira orada bir şehrin tüm marifetlerinden örnekler bulunur. Sözgelimi atölyede işlenen bakırlar, gümüşler çarşının ışıklı camekânlarında; damlarda kurutulan dolmalık patlıcanlar, kabaklar aktarların askılarında; köşkerlerin diktiği çarıklar bir ayakkabıcı tezgâhında müşterilerini bekler. Bir de seyyar satıcıları vardır ki pamuk şekerden kestaneye, halka tatlıdan tuzlucaya kadar ayak üstü atıştırılabilecek sokak lezzetlerini çarşı sakinlerine sunarlar. Hüseyin Amca da onlardan biridir. O, Kapalı Çarşı’nın eski ve eskimeyen müdavimlerinden. Kendi hazırladığı meyve aromalı macunları gerek içeriği gerekse sunumu ile tarihteki aslına uygun şekilde ikram eder. Çocuklar onu Macuncu Amca olarak tanır

 

Hüseyin Yozkatlı, diğer adıyla Macuncu Amca; 1958 yılında Kahramanmaraş’ta üç çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu olarak dünyaya gelir. Babası Ali Bey ile annesi Sebiha Hanım, o doğduktan kısa bir süre sonra Adana’ya çalışmaya giderler fakat orada pek uzun kalmadan memleketlerine dönerler. Böylece Hüseyin Yozkatlı’nın Kahramanmaraş yılları başlamış olur. Çocukluğunun ilk yıllarını Uyuzpınarı’nda yaşar. Dolayısıyla Sarayaltı ve çarşı onun çocukluk yıllarının geçtiği yerler olur. Hüseyin Amcanın babası bir trafik kazasında ağır yaralanınca üç kardeş çalışarak hayatlarını idame ettirme yoluna gitmek zorunda kalırlar. Bu süreçte en büyük destekçileri dedeleri Hafız Mehmet Bey ile eşi Şerif Hoca olur. Hafız Mehmet Bey, üç dil bilen, Kur'an-ı Kerim’i ezbere okuyan eğitimli bir kişiliktir. Onun bu donanımı Hüseyin Amcanın gelişiminde önemle yer tutar. Zira hem maddi hem de manevi desteklerini esirgemeyen nene ve dedeleri sayesinde Hüseyin Amca henüz dört yaşında kuran okumaya, dahası Bakara başta olmak üzere çeşitli sureleri ezbere almaya başlar. Aile içi eğitimin aile bağlarını güçlendirdiğini dile getiren Hüseyin Amca, eğitim hayatının temelini bu yıllarda oluşturur. İlkokulu uzun, siyah önlük ve beyaz yaka giyerek İstiklâl İlkokulunda tamamlar. Ortaokul eğitimine ise Kahramanmaraş Ortaokulunda başlar, Cumhuriyet Ortaokulunda bitirir. Bu yıllarda Ali Şerbetçi önderliğinde Millî Türk Talebe Birliği’yle tanışır. Burada Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu gibi aydın isimlerle tanışır. Onların yönlendirmeleri ve örnek olmalarıyla çeşitli kitaplar okur, kişisel gelişimini İslami inanç ekseninde ilerletmeyi arzular. Kendi deyimiyle kişiliğini ve kimliğini bu isimler etkiler. Ali Şerbetçi onun hayatına yön veren isimlerden biri olur.

 

Sesinin güçlü olması, türkü söylemeyi sevmesi nedeniyle lise eğitiminden sonra İstanbul’un yolunu tutar. İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’na kaydolur. Burada yolu bir kez daha Erdem Bayazıt’la kesişir. Zira o dönem Erdem Bayazıt, konservatuvarın genel sekreteridir. Hüseyin Yozkatlı, konservatuvarı bitiremez çünkü dönemin politik sistemine isyan bayrağı açar ve kendi görüşünün peşinden giderek birtakım politik olaylara katılır. 12 Eylül darbesinin birkaç hafta öncesinde afiş yapıştırma suçlamasıyla gözaltına alınıp yargılanır ve hapis cezası alır. Bu dönem hayatının kara günlerini yaşadığı, hatırlamak istenmeyen dönemdir. Cezaevinden çıktıktan sonra Mısır Çarşısı'ndan Hacı Bekir Lokumcusu’nda işe başlar. Babasından aşina olduğu şekerleme işini burada geliştirir. İşte tam da bu dönemde macun yapmaya başlar. Başlarda Mısır Çarşısı'ndan evinin bulunduğu Fatih’e gidene kadar sattığı macun, zamanla onun geçim kapısı olur.

 

Hüseyin Amca, babasının çağrısıyla Kahramanmaraş’a döner ve 1995 yılında evlenir. Kahramanmaraş’ta gündüzleri macun satar, akşamları Hacivat-Karagöz oynatır. Macuncu Amca, çocuklar için tam anlamıyla bir mutluluk işçisidir. Kapalı Çarşı’da macun sattığı seyyar tezgâhı çocukların selam verme durağı olmuştur. Onu gören her çocuk mutlaka selam verir. Kimi macun alır kimi fotoğraf çektirir fakat onunla sohbet etmeden gitmezler.

 

Hüseyin Yozkatlı’nın gerek macun gerekse gölge oyunu maharetinin kökleri çocukluğuna dayanır. Hüseyin Amca çocukken Ramazan aylarında Sarayaltı’nda meddahlık yapan Nuh Osman Bey’in Köroğlu anlatılarıyla büyür. Nuh Osman Bey’in “arkası yarın” diyerek otuz güne böldüğü Köroğlu Destanı, Hüseyin Amca’nın çocuk zihninde sözlü anlatım kültürüne ait olan tekerleme, doğaçlama, masal anlatma gibi çeşitli yazınsal türleri kazanmasına olanak sağlar. Böylece Hüseyin Amca sözlü anlatım geleneğinin peşine düşer. O dönem Kayabaşı’da kahve sahibi olan Salman Efendi’yi keşfeder. Salman Efendi, akşamları bazen orta oyunu bazen de gölge oyunu oynar. Hüseyin Amca, çocuk yaşta Salman Efendi’nin gönüllü çırağı olur ve oyunlarda onun tefini çalar, ara ses olarak ona destek verir. Tabii Hüseyin Amca bir kere sözlü anlatım geleneğinin içine girmiştir ve bu işte de kendini geliştirmeyi kendine söz vermiştir. Nitekim sözünü tutar; Beyoğlu’nda ve Ankara’da Karagöz-Hacivat oynatan sanatçılardan eğitim alır. Öyle ki kendi kuklalarını ve gölge oyunu tezgâhını kendi yapar hâle gelir. Yaklaşık yirmi yıldır kukla tasarlayıp üreterek bu alanda atölye açıp ilgilisine bu mirası aktarmaya çalışmaktadır.

 

Hüseyin Amca; aziziye fesi, beyaz mintanı, beline doladığı kırmızı kuşağı ve siyah şalvarıyla seyyar tezgâhında ahşap çubuklara doladığı macunlarla çocukları mutlu etmeye devam ediyor.

 

Yaşar Ercan 

 

Evelâhir Sayı - 20